Mutlu Hav Hav Hav






Bugün Korsan'ın (eski ismiyle Kartopu) sahipleri Rıfat Bey ve Ece Hanım bizi davet ettiler. Bir gittik ki mutluluğum ikiye katlandı. Lord da (eski ismiyle Hickup) gelmez mi... Nasıl mutluyum anlatamam. İki oğlum da çok yakışıklı olmuşlar. Boyları selvi gibi uzamış. Nasıl güzel oynadık anlatamam. İsmi birbirne zıt iki kardeş.. Ama huyları aynı. Her ikisi de terbiyeli ve akıllı.. "Sizi tanıdılar mı?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Hem de ne tanımak. Önce benim üstüme atladılar. Tıpkı eski günlerde meme emmek için sırtıma atlayıp devirmeye çalıştıkları gibi. Korsan Nurci'nin kucağına çıkmaya çalıştı. Lord Aycan'ın yanından ayrılmadı. Ayrıldığı zamanlarda da Nurci'yi gidip öpüyordu. Koştuk durduk. Hala küçüklükte yaptıkları gibi kafalarını su kaplarına daldırıp daldırıp ıslatıyorlar. En kısa zamanda diğer yavrularımı da görmek istiyorum. Nasıl da özlemişim hepsini...
Sahiplerim televizyonun sesini açtıklarından dolayı son dönemlerin konusu 301'i istemeden de olsa kulak kabartıyorum. Ben köpeğim, 301'den anlamam. Benim Anayasam sadakat. O kadar. Bu yönümüzle nice insandan iyi olduğumuzu söyler durur Nurci ve Aycan. Hatta adı bir oyuncağa benzeyen ünlü bir yazarın blogundan veya kitabından bir alıntıları da vardır; "İnsanları tanıdıkça köpekleri daha çok seviyorum." Her bunu işittiğimde övünürüm kendimle. Neyse konuyu nereye getirecektim? Bugün meclisteki tartışmaları izledikten sonra , biz köpeklerin sadık olduğu kadar da insana oranla nasıl medeni olduğunu gördüm. Ve ırkımla tekrar gurur duydum. Buradan meclisteki büyük amcalara sesleniyorum. Lütfen litaratürden "köpek gibi hırlaşmak" deyimini kaldırır mısınız? Bizim yaptığımız hırlaşmak ise bu bizim bir tek "hav" diyebilmemizden. Sizin de lugatınız ve iletişiminiz bu kadar kıt mı?
Size çok yakın bir dostumdan bahsetmek istiyorum. Adı "Kısmet." Bir yaşında güzel mi güzel dişi bir lab. Sahipleri Nurci ve Aycan'ın çok yakın arkadaşları; Yeşim, Yiğit ve güzel kızları Doğa. Ne zaman ailelerimizden birisi seyahatteyse diğerimiz kalmaya gelir/gider. Böylece bol bol koşup oynarız. Birbirimize oyunlar öğretiriz. Erkek köpekler hakkında dedikodu yaparız. Kısmet'in burada bir belalısı var. Komşumuzun kurt köpeği Phillip, Kısmet'e vurgun. Bahçeden kaçıp kaçıp geliyordu Kısmet bizdeyken. Bugünlerde yine uğruyor, Kısmet'i soruyor. Zavallının aşk gözünü kör etmiş. Aman Kısmet, ne olur sen gözünü açık tut da hemen kısırlaştırt kendini. Doğum ve onun yarattığı zorluklardan değil de, memelerin sarkıyor, sonra tüylerin çok dökülüyor. Toparlamak çok zor. Neyse, Sevgili Yeşim ve Yiğit bana güzel hediyeler göndermişler. Çok teşekkür ederim. Ama Nurci onları kaldırdı, vermiyor. Neymiş fazla hediye geliyormuş, şımarırmışım. Ya bu kadın beni gerçekten bebek sanıyor. Bir doğursa da evin tek çocuğu olmaktan kurtulsam. Ben de ona inat, Annoya'nın hediye ettiği yastığı aldım. Yastığın üzerinde "Snoopy ve Lucy" yazıyor. Nurci de kendilerine alınmış sanıyor. Sordum ona; "Senin adın Snoopy mi? Ama benim adım Lucy. Yastıkta adı olan yastığı alır." Dişledim, yatağıma götürdüm. Şimdi her akşam kafamı koyup güzel güzel uyuyorum. Çok teşekkürler Sevgili Annoya. Ne demişler; "Oyuncağını elinden alanın yastığına baş koyacaksın." Tamam tamam böyle bir atasözü sizin aranızda yok ama biz köpekler çok sık kullanırız. Şimdi bunu anlamazsanız zaten, kalkıp "hav"ı nasıl anlayacaksınız?

.
Benimle ilgili hikayeyi biliyorsunuzdur çoğunuz. Ben hamileyken evsiz kaldım. Nurcihan ve Aycan beni evlerine aldılar ve yavrularıma baktılar. Dokuz yavruma da çok güzel yuvalar buldular. Buna benzer bir olay daha oldu mahallemizde. Ama bu sefer yavrular bahtsız. Mahallemizde dünyaya gelen yavruların annesi zehirlenerek öldü. Şimdi bu yavrulara sıcak yuvalar arıyoruz. İlgilenenler Günay Işık'ı (212) 202- 9582 veya (533) 720-2141 numaralı telefonlardan arayıp bilgi alabilirler. Tek temennim bu yavruların da tıpkı benim yavrularım gibi şanslı olması. Lütfen bu bilgiyi tüm hayvanseverlerle paylaşın. Teşekkürler.